28 Ocak 2025 tarihli duruşma

İlgili Dava:
Yusuf Akın Davası
İlk Duruşma Tarihi:
18 Aralık 2012
Dava Mahkemesi:
Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Dava Dokümanları:
Sanıklar:
Yusuf Tuğrul Karaatlı, Doğan Gökyar, Şenol Taş, Bahattin Yaman, Kadir Engin Omay
Maktuller:
Yusuf Akın

28 Ocak 2025 tarihli duruşma

Esra Kılıç–  28 Ocak 2025

Mahkeme: Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya No: 2022/133

Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Deyrcem (Heybeli) Mahallesindeki bir evin önünde, 20 Aralık 2011’de patlayan su borularını tamir etmek için giden tesisatçı Yusuf Akın ve işin sahibi Mehmet Eren’e Jandarma Özel Harekat ekipleri ateş açtı. Yusuf Akın olay yerinde hayatını kaybederken, Mehmet Eren ise yaralandı.  Sanık askerler Yusuf Tuğrul Karaatlı, Doğan Gökyar, Şenol Taş, Bahattin Yaman ve Kadir Engin Omay hakkında “taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek” suçlamasıyla açılan davada 2016 yılında beraat kararı verildi. Anayasa Mahkemesi’nin, olayla ilgili yapılan başvuruya dair yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vermesi üzerine yeniden başlanan Yusuf Akın Davası’nın 8. duruşması 28 Ocak 2025 tarihinde Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşma Öncesi

Akın ailesinin vekili Av. Erdal Kuzu, baro odasında duruşma saatini bekliyordu. Dosyanın hala bilirkişiden dönmediğine dair bilgi verdi. 

Duruşma Salonu

Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunda önceki davaların duruşmaları görülmeye devam ederken, Av. Erdal Kuzu yerine yerleşti. 

Duruşmaya Mezopotamya Ajansı’ndan bir muhabir dışında izleyici olarak gelen olmadı. Akın Ailesi de uzun zamandır duruşmalara katılmıyordu. 

Duruşmaya Dair

Duruşma, beklenen bilirkişi raporuna dair bilirkişi heyetinin gönderdiği yazının okunması ile başladı. Yazıda, olay sırasında Yusuf Akın’ın üzerinde olan kıyafetlerin bilirkişi heyetine gönderilmemesi ve olayın üzerinden uzun zaman geçmiş olması nedeniyle atış mesafesinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı, olayın ardından hazırlanan Polis Kriminal Raporunun dikkate alınması gerektiği belirtiliyordu. 

Bu yazıya karşı Av. Erdal Kuzu söz aldı: “Rapor düzenlenemeyeceği ifade edilmiş ama polis kriminal raporuna atıf yapıyor, o raporda yakın mesafe atışı tespit edilmişti ve maktulun giysileri üzerinden bu sonuca ulaşıldığı belirtilmişti. Bu saatten sonra giysiyi getirmemiz olanaksız. Mahkemeniz polis kriminalden alınan raporu baz almak durumundadır. AYM ihlal kararı verirken ‘ortada bir suç teşkil eden fiil va ve  buna uygun bir ceza verilmesi gerekir’ demişti, Yusuf’un sivil bir insan olduğu tespit edildi. Siz de keşif yaptınız. Silahın ateş edildiği, Yusuf’un ve Mehmet Eren’in vurulduğu yer mesafesini gördünüz. Bu kişilerin sivil oldukları, görevlilerin Yusuf’un elindeki hiltinin silah olmadığını tespit edilebilecek şartlarda öldürücü vuruş yaptığını gördünüz.  Daha sonra dosyaya konulan belgeler Yusuf’un devletin yasal mermisi ile öldürüldüğü gerçeğini ortadan kaldırmaz. 

14 yıldır söyledik, sıfatı ne olursa olsun bir kişi suç işlediyse, ailenin adalet duygusunu tatmin edecek bir yargılama olmalı ama Türkiye’deki cezasızlık politikası gereği daha önce sanıkları koruyacak şekilde bir hüküm kuruldu.  AYM ihlal kararı verdiği kararda özetle hukuk devletinde yaşam hakkının korunması prensiptir ve ihlal varsa ceza olmalıydı, diyor. Sivil bir Kürt yurttaşı öldüren devlet görevliler hakkaniyet uygun bir şekilde ceza alacak mı?

Cezasızlık politikasının tipik görünümünün bu dosyada uygulandığına şahit olduk. Hukuka olan inancı zedeleme, yurttaşa eşit şekilde davranışa dair şüphe... Keşif, ATK raporu ve atıf yapılan kriminal raporu ile sivil bir Kürt yurttaşın infaz edildiği, doğrudan hedef alındığı açık ve buna uygun bir ceza verilmeli. Verilecek cezanın infaz olarak karşılığı olmadığının farkındayız ama başka sivil ölümlerinin önüne geçecek, kolluğun silah kullanırken keyfi davranmamasını sağlayacak. Mahkemenin artık bir karar vermesini talep ediyoruz. Operasyon aşamaları değerlendirildiğinde tasarlayarak öldürmeden ceza verilmesi, kararla beraber tutuklama tedbiri uygulanmasını talep ediyoruz. Durum bundan ibaret, Mahkemeniz Türkiye’deki herkesin mahkemesidir. Beklentimiz budur. Üzücü olan 14 yıl boyunca bir sivil insan öldürülmüş ama bu salonda ne sanık gördük ne avukat gördük. Neden? Yasaların kendilerini koruması inancıyla bu kadar rahattır sanık, Mahkemenin de bu tutumda katkısı var. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle bir an önce karar verilsin, başka toplanacak delil kalmadı.”

Duruşma devam ederken SEGBİS bağlantısıyla 2 kişi duruşma sırasını bekliyordu. Savcı dosyanın aşaması itibariyle ilgili taleplerin reddine karar verilmesi talep etti.

Ara Kararlar

  1. Dosya Adli Tıp Kurumu’ndan döndüğünde mütalaa için savcıya tevdi edilmesine, 
  2. Mütalaanın celse arasında gönderilmesi halinde katılanlara ayrı ayrı tebliğ edilerek savunma için süre verilmesine,
  3. Tutuklama ya da adli kontrol talebinin dosyada gelinen aşama dikkate alındığında reddine karar verildi. 

Haziran ayında hakim ve savcıların başka şehirlere atamaları olacağını ve Heyet gitmeden dosyayı karara çıkarmak istediklerini belirterek 13 Mayıs 2025 günü duruşma günü olarak belirlendi.